Posted
by Kabraxis
in
Adventure,
beleş,
sanat
Hazard: Journey of Life, tek kişilik dev bir ekip gibi çalışan Alex Bruce tarafından yaratılmış, oldukça zekice tasarlanmış bir fps/puzzle. Oyunda, karakterinizin hareketi dışında hiç bir şeyle etkileşiminiz yok. Bulmacaları sadece yolları takip ederek çözüyorsunuz. Çözdüğünüz her bulmaca karşılığında ise, hayat ile ilgili güzel bir nasihat buluyorsunuz. Bulmacaların zorluk seviyesi yüksek değil. Ama oyunun barındırdığı felsefi derinlik ve bütünlük, görsel ve işitsel mükemmellikle birlikte adeta bir sanat eserinin doğmasına vesîle oluyor.
Oyunun haritaları ve görselliği tasarlanırken Unreal Engine 3’ün öyle güzel yetenekleri kullanılmış ki, ara sıra içinizden derin bir “oha” çekiyorusunuz. Betası bile oldukça doyurucu bir çerezlik sayılabilecek bu oyunun “piyasa” sürümü, önümüzdeki sene içinde yayınlanacak. O zamana kadar, Unreal Dev Kit ile birlikte çalışan sürümünü oynayabilirsiniz (standalone).
Şuradan: http://www.demruth.com/hazard.htm
Posted
by Ragnor
in
2d,
Action,
beleş,
browser,
side scroller,
tower defence

Karanlık kasvetli bir gecede kimsesizliğin ortasında Balon'la gezmek mantıklı iş değil. Eh Balon patlarda yere çakılırsanız sızlanmanın alemi yok, siz kaşınmışsınız bir defa.
Balloon in a Wasteland'de düşen balonumuzu tamir etmeye çalışıyoruz. Ama işler o kadar kolay değil. Gecenin karanlığında garip yaratıkların ardı ardına saldırıları geliyor. Balonumuzu tamir ederken birde bu yaratıklarla savaşıp hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Yaratıklar dalga dalga geliyor ve gittikçe de zorlaşıyor ama sizde öldürdüğünüz yaratıklardan para kazanıp yeni silahlar alabiliyor ya da var olan silahlarınıza upgrade'ler yaptırabiliyorsunuz.
Oyun basit ama atmosferik grafik ve müzikleriyle, tower defence tarzı oynanışa getirdiği yeniliklerle size eğlenceli dakikalar sunuyor. Oynamak için
tıklayın.
Posted
by Ragnor
in
2d,
beleş,
gametunnel,
haber,
indie,
indirim,
Kapitalizmin oyunları,
platform,
RPG,
yurt dışı
2008'in en başarılı Indie Rpg'lerinden biri olan ve GameTunnel tarafından 2008'in en iyi Rpg'si seçilen (ayrı bir ek olarak belirteyim Mount&Blade 2. oldu o sene) The Spirit Engine 2'nin yapımcısı Mark Pay forumunda oyunun satışlarının hiç iy
i gitmediğinden dem vurdu. Bu konudaki suçun kendi üzerinde olduğunu belirtip, başta pazarlama ve reklam olmak üzere birçok konuda daha çok çalışması gerektiğini söyledi. Oyunun bu ticari başarısızlığını göz önüne alarak kendi sözleriyle
"Bari herkes oyunu bedava oynayabilsin, sadece beleşçi korsanlar değil."
diyerek oyunu en kısa zamanda freeware olarak yayınlayacaklarını duyurdu.
Oyuna son bir patch çıkarıp aynı zamanda hala yayınlanmakta olduğu çeşitli portallarla ilgili anlaşmaları bitirir bitirmez oyunu freeware olarak yayınlamayı düşünüyorlarmış. Açıkcası Indie Rpg'leri seviyorsanız ve bu geliştiriciyi desteklemek isterseniz henüz hala oyun satılıyorken (hem de $10 gibi düşük bir ücretten) bence hiç vakit kaybetmeyin ve oyunu
satın alın. Eğer emin olamıyorsanız oyunun
demosunu ya da freeware olan ilk versiyonu
The Spirit Engine'i deneyebilirsiniz.
Posted
by Ragnor
in
2d,
araba,
beleş,
browser,
hız,
hız öldürür,
topdown

High Speed Chase 2 üstten bakışlı (top-down demeye çalıştım) bir araba tokuşturmaca oyunu. Oyunda özel olarak eğitilmiş bir ajan olarak her bölümde size verilen hedef araçları patlatmaya çalışıyorsunuz. Bunu yapmanın en basit yolu o araçlara çarpmak tabi ki, ama tek yöntem bu değil, yolda sizi hızlandıran, silah veren, uçmanızı sağlayan vs. vs. bir sürü power-up ile de karşılaşıyorsunuz. Ayrıca yolda yarattığınız karmaşa artmaya başladığında poliste peşinize takılıyor. Oyun oldukça kolay başlıyor ve hızla kavrıyorsunuz temel oynanışı, bundan sonra da gittikçe oyunun temposu artmaya başlıyor. Özellikle de ileriki bölümlerde 2 koruması ile birlikte üzerinize yaylım ateşi açan bir hedefi durdurmaya çalışırken aynı anda peşinizdeki polisle de uğraşmak zorlayıcı olabiliyor ama tabi ki eğlenceli bir zorluk. 2-3 denemede geçemeyeceğiniz bölüm yok gibi, en azından ben geçtim (ki çokta iyi bir oyuncu sayılmam genel olarak) :). 20-30 dakika da bitirebileceğiniz eğlenceli bir flash oyunu daha, boş vakitlerinizde ya da kafanızı dağıtmak için ara verdiğinizde oynamak için birebir.
Posted
by Ragnor
in
2d,
amiga,
beleş,
nostalji,
RPG,
türk işi,
yurt içi
Yazarın Notu: Türk oyunlarını derlediğimiz ama yayına geçmeyen bir blog için yazdığım ufak bir yazıydı bu. O blog projesi tamamen iptal olduğuna göre burada yayınlamamda bir sakınca görmüyorum. Bu arada bu oyunda gelmiş geçmiş en iyi Türk yapımı oyundur benim gözümde. Hala aşılamadı, yaklaşıldı ama aşılamadı :).

Lale Savaşçıları 1994 yılında SiliconWorx ekibi tarafından Amiga için çıkarılmış bir rol yapma oyunudur. Daha sonra SiliconWorx ve Compuphiliacs iş birliği ile PC'ye de aktarılmış ve 1996 yılında Raks New Media tarafından piyasaya sürülmüştür.
İstanbul'un fantastik bir versiyonunda geçen oyun kendine has bir dünya, karakter ve büyü sistemi içermekteydi. Dönemin SSI RPG'lerine benzer bir tarzda olan oyunda oyuncu 4 karakterden oluşan partisini yaratıp oyun dünyasına dalıyordu. Oyun tamamen sıra tabanlı idi. Oyuncunun dolaştığı dünya birinci şahıs perspektifinde ama savaşlar izometrik grafiklere sahip bir başka haritada geçiyordu.
Oyunun Hikayesi (Yapımcılarının Ağzından):
"Oyun günümüz İstanbul’undan büyük bir tesadüf sonucu İstanbul Efsaneleri hayali dünyasına geçen 4 kafadarın başından geçen traji-komik, hemi de fantastik öyküleri anlatır. Otoparka kaçan toplarını almak için burunlarını soktukları olaylar, lalelerimizi hiç beklemedikleri, ilgilenmedikleri ve başlarını çok ağrıtacak dev bir kahramanlık öyküsünün başrolüne oturtuverir. Onlar, o adsız, o mütevazı, o “cesuryürek” laleler, çaresiz İstanbul’u bağnazlığın karanlık pençesine düşürmek üzere olan “Şeyh Cehalet”in önüne çıkacak kadar salak son kahraman demeti olacaklardır."
Oyunun yapımcıları 2005 yılında yeni bilgisayarlarda sorunsuz şekilde çalışacak bir Lale Savaşçıları Dağıtımı yayınladılar.
Kaynak için tıklayınız.
Yıl: 1994, 1996
Platform: Amiga, PC
Yapımcı: Siliconworx, Compuphiliacs
Yayıncı: Raks New Media
Web: http://www.stillpsycho.net/%C4%B0stanbul_Efsaneleri
Posted
by Ragnor
in
beleş,
hız öldürür,
pardus,
pygame,
trafik,
yurt içi,
özgür yazılım

Geçenlerde bir forumda gezinirken Türk yapımı ufak bir oyuna rastladım. Tosla adlı bu oyunda amacınız trafikteki araçları hızlandırıp durdurarak çarpışma yaşanmadan olabildiğince çok aracın geçmesini sağlamak. Açık kaynak kodlu bu oyun python ve pygame kullanılarak geliştirilmiş. Geliştiricisi anladığım kadarıyla özgür yazılım camiasından biri, çünkü oyunun Pardus'ta kolay kurulabilmesi için pisi paketi hazırlanmış. Oyunun windows için bir exe paketi mevcut, bunun dışında diğer sistemlerde de kaynak kodlarını indirip sisteminizde eğer python ve pygame kuruluysa hemen oynamaya başlayabilirsiniz. Bunun dışında daha önce de söylediğim gibi Pardus için pisi paketide hazırlanmış durumda. Oyunun download sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
Posted
by Ragnor
in
2d,
beleş,
haber,
iphone

ViralFire GGJ Ankara'da geliştirilen oyunlardan biriydi. Diğer GGJ oyunları gibi bunu da adam gibi oynamadığım için özel bir yazı yazmadım. Ama bu bir inceleme yazısı değil, haber yazısı. Iphone için geliştirilen bu oyun App Store'da ücretsiz olarak yayınlamış. Iphone sahibi iseniz bir deneyin.
Posted
by Ragnor
in
2d,
beleş,
eşek,
ggj,
maymun,
platform,
yurt dışı
Global Game Jam 2010'da bu sene Ankara çok keyifli zaman geçirip birçok güzel oyun geliştirdik. Açıkcası hepsine hak ettikleri ilgiyi göstermeyi isterdim ama ne yazık ki vaktim yok. Ama Dijital Oyun Kültürü blog'unda bu sene Ankara merkezinde geliştirilen oyunlar bir yazıda derlenmiş, bende kolaya kaçıp o yazının linkini veriyorum size.
Bu yazıda ise GGJ'de bizimle Ankarada olmasa bile İsveç'ten katılan iki arkadaşımın oyununu tanıtacağım. Oyunun adı Shapeshifting Tree Alien's Banana Deception. Eğlenceli bir platform oyunu. Bildiğiniz gibi bu sene ki tema "Deception - Aldatma" idi. Ayrıca bulundukları merkezde onlara verilen kısıtlama sözcükleri ise "Monkey (maymun), Donkey (Eşek) ve Key (anahtar)" olmuş. Oyunuda Adam Atomic'in ünlü flash oyun motoru Flixel ile geliştirmişler.
Oyunda iki karakter kontrol ediyoruz. Biri maymun ve diğeri eşek. Maymun daha yükseğe zıplayabiliyor ve duvarlardan sekerek zıplayabiliyor. Eşek ise daha uzağa
zıplayabiliyor. Ayrıca yolda karşınıza çıkan maymunlar ve eşekler eğer aynı türdenseniz size zarar vermiyorlar. Oyunun basit retro grafikleri eski tarz platform oyunu havasına uymuş. Ayrıca GGJ'de bize sunulan opsiyonel hedeflerden biri olan oyun ses ve müziklerinin tamamını insan vücudundan çıkan seslerle yapma hedefini başarmak için bütün oyun seslerini mikrofon yardımıyla kendileri kaydetmişler. Bu da oldukça komik ses efektleri ortaya çıkarmış. Son olarak oyun oldukça zor ya da ben kötü bir platform oyuncusuyum :). Eğlenceli bir 5-10 dakika için ve oyunu bitirip bana hava atmak için deneyebileceğiniz bir oyun STABD.
Oyunu oynamak için tıklayın.
Posted
by Ragnor
in
2d,
Action,
Aksiyon,
beleş,
browser,
hız,
one button

2009'un en başarılı yapımlarından biriydi Canabalt. Adam Atomic ve Danny B tarafından ortaklaşa geliştirilen oyun ömrüne bir flash oyunu olarak başlayıp ardından iphone'a port edilmiş ve iki platformda da oldukça çok ilgi görmüştü. Kesinlikle hak edilen bir ilgiydi bu.
Canabalt tek bir tuşla oynanan hızlı bir aksiyon oyunu. Oyunda arkaplanda bütün şehir büyük bir yıkıma uğrarken, yalnız bir adam yani siz binaların çatılarında koşarak ve bir sonraki binaya atlayarak bütün bu yıkımdan kaçmaya çalışıyorsunuz. Oyun tamamen prosedürel olarak yaratıldığı için her oynayışınızda oyun dünyası değişiyor. Güzel grafikleri, müzikleri, basit ama eğlenceli oynanışı ve siz başarılı oldukça artan adrenalin yükleyici hızı ile enfes bir oyun Canabalt. Sakın denemen geçmeyin.
Posted
by Ragnor
in
2d,
3d,
Action,
Adventure,
beleş,
browser,
bulmaca,
haber,
indie,
Multiplayer,
platform,
puzzle,
roguelike,
RPG,
Shoot-em Up,
shooter,
yarışma,
yurt dışı,
ödül
TIGSource forumlarında sık sık ilginç yarışmalar düzenlenir. En son düzenlenen yarışmada bu haberimizin konusu olan Assemblee idi. Bu ilginç yarışmada ilk ay grafiker ve müzisyenler oyunlarda kullanılabilecek çeşitli grafik ve müzik parçaları hazırladılar. İkinci ayda programcılar ve tasarımcılar bu hazırlananları kullanarak oyunlar geliştirdiler. 2 ayda bitince sıra oylamalara geldi ve işte sonuçları karşınızdalar.
- Bitworld 72 oy (7.9%) – slick 2d/3d roguelike
- Dungeons of Fayte 63 oy (6.9%) – co-op action/RPG
- Realm of the Mad God 57 oy (6.2%) – massively multiplayer fantasy
- Mr. Kitty’s Quest 51 oy (5.6%) – explorey action adventure game
- BirdyWorld 38 oy (4.2%) – Zelda-like where players create the world as they explore
- Backworld 33 oy (3.6%) – platformer about painting
- Tiny Crawl 33 oy (3.6%) – streamlined room-based RPG
- s h i n e 32 oy (3.5%) – survival horror
- The King, the Queen and the Jester 29 oy (3.2%) – first person dungeon crawl
- Great Dungeon in the Sky 27 oy (3%) – platform game with many characters
Yarışmaya katılan bütün oyunlara buradan göz atabilirsiniz. Bunun dışında yarışmanın ilk kısmının kazanı da herkesin beklediği gibi süper Lo-Fi Fantasy Tileset'i ile Oryx oldu. Birinci bölümde üretilen bütün müzik ve grafiklere buradan (bi sürü resim var, dikkat) ulaşabilirsiniz, hepsi Creative Commons ile lisanslanmış durumda ve ticari olmayan projelerde kullanıma uygun.
Ayrıca forum mod'larından Melly
Box Art Yarışması düzenlemiş, oldukça güzel çalışmalar mevcut.
Posted
by Ragnor
in
beleş,
browser,
bulmaca,
puzzle

Gnop ismine de dikkat ederseniz fark edebileceğiniz gibi Pong oyunu üzerine bir güzelleme. Başta klasik bir pong oynuyormuş gibi hissedebilirsiniz ama kısa süre içerisinde farklı bir oyunda olduğunuzu fark edeceksiniz. Ekranda bulunan ve başta size anlamsız gelen yazıların bir anda ipuçları olduğunu fark etmek oldukça eğlenceli idi. Sola doğru ilerlerken ipuçlarını doğru yorumlamalı ve birazda şanslı olmanız gerekiyor. 5-10 dakika içerisinde bitirebileceğiniz, kısa ama zevkli bir zeka oyunu Gnop.
Posted
by Kabraxis
in
2d,
beleş,
browser,
platform,
zaman katili

Günün oyunu sevgili Disq'ten geldi: Ninja Ropes Extreme
Oyun oldukça basit: Aynı anda en fazla iki ip kullanabilen ninjamızı, bilimum nesnelerden sallandırarak götürebildiğimiz kadar ileriye götürmeye çalışıyoruz. Tabi bu sırada hızımıza, yönümüze, momentumumuza ve bölümdeki itme kuvvetlerine dikkat etmemiz gerekiyor. Oyunun tek kontrol aracı sol mouse tuşu.
Posted
by Ragnor
in
Action,
Adventure,
Alakasız,
beleş,
indie,
platform,
puzzle,
RPG,
Shoot-em Up,
yurt dışı
1Up.com 2010 için 101 bedava oyun adında bir liste yayınlamış. Kesinlikle süper oyunlar barındıran bir liste. En sevdiğim yanı da oyunları türlerine göre ayırmaları oldu. Ama en beğenmediğim yanı Rpg'leri adventure'larla bir araya alıp yerlerini kısmaları oldu. Keşke iki türede ayrı ayrı daha bol alan ayırsalarmış. Oyuncu olarak kaçmayacak bir liste.
Posted
by Ragnor
in
aşk,
beleş,
haber,
indie,
içi boş vaatler,
taze
Ve evet, dirilme vakti geldi. Hayat bizi kimi zaman istemediğimiz kararlar almaya zorlasa da (siteyi bırakmak, ara vermek vb.) görünen o ki bizi gerçekten sevdiğimiz şeylerden koparamıyor. İşte tekrar karşınızdayız. Ani bir atakla geri dönüyoruz. Döneceğimizi çok önceden söylemiştik ama herhalde bu kadar aradan sonra kimse beklemiyordu döneceğimizi değil mi?
Sitenin geleceği nasıl olacak açıkcası hiçbir fikrim yok. Siteyi tekrar açmadan önce oturup konuşmak plan yapmak istedik. Kafamızda fikirler vardı. Ama görünen o ki oturup fikirlerimizi tartışıp kararlar almaya bile vaktimiz yoktu. Önemli değil, hayatın bizi sıkıştırmasına alıştık. Artık beklemeyeceğiz. Yine dönem dönem aralar verebiliriz ama site içimizden biri vakit ayırabildiği sürece devam edecek. Yenilik planlarımızı fırsat buldukça sessizce, derinden ama hızla hayata geçireceğiz.
Bu yazıyı yazmak bile beni heyecanlandırmaya yetti. Aklıma da ilginç bir fikir geldi, uygulamaya sokuyorum, haydi bakalım. Sitenin açılışının şerefine 1 hafta boyunca hergün en az 2 post olacak! 15 Şubat'a kadar siteye geldiğinizde en az 2 yeni yazı bulacaksınız. Evet, kaşınıyorum ama o kadar zor olmaz herhalde, alt tarafı 2 yazı? :).
Posted
by Ragnor
in
beleş,
indie,
roguelike,
sim
Öncelikle tembelliğimden dolayı sizden özür dilememe izin verin. Çünkü şu an size tanıtmakta olduğum oyun 2008'in belkide en iyi indie oyunuydu. En azından en çok konuşulan oyunu olduğu kesin.
Dwarf Fortress ilginç bir oyun. Klasik bir roguelike olarak doğan oyun zamanla klasik rl modunu (oyundaki ismi adventure) koruyup, çok ilginç bir oynanış sunan fortress modunu edinmiş. Zaten oyunu bu kadar popülerleştirende bu modu. Fortress modunda oyun size 6 ader cücenin kontrolünü veriyor ve bu cüceler ile yabanlıkta sıfırdan bir cüce şehri kurmaya başlıyorsunuz. Ufak bir kamp kurarak başladığınız oyunda eğer başarabilirseniz muhteşem bir şehir sahibi olana kadar ilerleyebiliyorsunuz. Yapabileceklerinizin bir sınırı yok. İster yeraltına doğru kazarak ilerleyin, isterseniz şehrinizi sadece yerüstüne kurun. İsterseniz ikisini de yapın. Madencilik, odunculuk, çeşitli zanaatler( demircilik, marangozluk, ahçılık, içki üretimi vs.), tarım, hayvanlıcık, avcılık, balıkçılık ve askerlik gibi birçok konuyla uğraşabiliyor cüceleriniz oyunda. Ama tehlikeli ve zor bir dünya Dwarf Fortress'ın size sunduğu.
Oyunun oynanışı Sims'i hatırlatıyor. Tabi grafikler ascii ama yine de tıpkı Sims'teki gibi karakterlerimizi direk kontrol etmiyoruz.
Onlara yapmaları için işler veriyoruz ve onlar kendi istek ve becerilerine göre verilen işlerden birini yapmaya gidiyorlar. Ama morali bozuk bir cücemiz verilen işleri yapmak istemeyebiliyor. Evet, Sims'e benzetmemin bir sebebi de bu. Oyunda bir yandan şehrinizi büyütürken bir yandan da cücelerinizi memnun etmeniz gerekiyor. Kendilerine ait bi oda, çalışacak uygun bir yer, boş zaman, temizlik (haşereler büyük sorun :)), yemek ve güzel içki istiyor cüceleriniz.
Oyunun geçtiği dünya her seferinde baştan rastgele yaratılıyor. Ama çok gelişmiş bir sistemi var oyunun. Bu sayede inanılmaz detaylı dünyalar yaratılıyor. Bu dünyalarda size saldıracak goblinler yada ejderhalar olabileceği gibi sizinle ticaret yapacak insan ve elfler de bulunabiliyor. Dediğim gibi oyunun rastgele içerik geliştirme sistemi çok gelişmiş. Aynı zamanda yapay zeka da çok ilginç şeyler yapabiliyor. Öyle ki siz oyuna devam ettikçe başınıza öyle ilginç şeyler gelmeye başlıyor ki çoğu senarist akıl bile edemez. Oyun hiç hikayesi olmadan ve tamamen rastgele yaratılmış dünya ve karakterlerle başlasa bile zamanla kendi hikayesini oluşturuyor. Örnek görmek isterseniz şu blog'a bakabilirsiniz. Dwarf Fortress Wiki'sinde daha başkaları da var.
Oyunun kötü yanları yok değil. İlk göze çarpan özelliği ascii grafikleri. Bu özellik çoğu oyuncuyu itebilir. Ama biraz dayanırsanız alışabiliyor, hatta sevmeye başlayabiliyorsunuz. Ben alışamam diyenler için sizi seven biri çok güzel bir tileset hazırlamış, sayesinde daha anlaşılabilir grafiklerle oyunu oynayabiliyorsunuz. Diğer sorun ise oyunun roguelike kökeninden geliyor. RL'ler çok zor oyunlardır. Ölmenin binlerce farklı yolu var
dır bu oyunlarda, sadece yeterince sabrı olanlar dayanabilir bu oyunlara. Dwarf Fortress'ta pek farklı sayılmaz. Oyun ilk olarak çok şey içerdiği için hepsini öğrenmesi oldukça zaman alıyor. Sandbox denilen sizi tamamen serbest bırakan bir oynanışı var oyunun. Bu yeni başlayan birini ne yapacağını bilemez bir şekilde bırakıyor. Size tavsiyem oyunun wiki'sine gitmeniz ve başlangıç rehberlerini (birden fazla var :)) okumanız. Oyun hakkında birşeyler bilerek başladığınızda bile oyun zor ama öğrendikçe aşılamayacak bir zorluk değil. Ayrıca DF'de dedikleri gibi "Dying is fun!" :).
Oyun Windows ve Mac platformlarında çalışıyor, ücretsiz bir oyun. Ama geliştirici Bay12 Games oyuncuların bağışları ile hayatta kalan bir firma, eğer oyunu sevdiyseniz ve imkanınız varsa bağış yapmayı es geçmeyin. Ana bağış yöntemi paypal olsa da farklı yöntemlerde sunmuşlar.
Posted
by Ragnor
in
2d,
beleş,
ggj,
haber,
yarışma,
yurt dışı,
yurt içi
Indie Games bu sene ki GGJ'de çıkan oyunlar arasından en beğendiklerini seçmiş. Listede birbirinden güzel birçok oyun bulunmakta. Ama bizi asıl ilgilendiren oyunlardan birinin Ankara'da geliştirilmiş olması :). Sevgili dostum Emir 'Skate' Akaydın ve ekibinin oyunu listede haklı olarak yerini almış.

Lost Colors
Lost Colors adlı oyun 2 kişilik Co-op olarak oynanıyor. Bir resmin üzerindeki boya toplarını yönetiyoruz. Oyunda kırmızı renkli 3. topu rastgele fırlayan siyah toplardan korumaya çalışıyoruz. Siyah toplar çarptığını kirletiyor ve canını azaltıyor. Aynı şekilde rastgele gelen beyaz toplarda bizi ve diğerlerini temizliyor ve can kazandırıyor. Ve son olarak oyuncuların yönettiği toplar birbirlerine yaklaştıklarında birbirlerini çekmeye başlıyorlar ama birbirlerine çarparlarsa zarar görüyorlar. Amacımız bu hengamede kırmızı boya topunu korurken olabildiğince uzun süre dayanabilmek.
Son olarak, Skate tekrar tebrikler abi :).
Posted
by Kabraxis
in
Adventure,
beleş,
indie
Sam & Max ve Strong Bad serilerinin indie kökenli yapımcısı Telltale Games, Sam and Max: Ice Station Santa (s02ep01) ya da Strong Bad's Cool Game for Attractive People: Episode 4: Dangeresque 3: The Criminal Projective'den birinin dijital kopyasını tamamen ücretsiz dağıtmaya başladı. Bunun için yapmanız gereken tek şey, Telltale Games'in sitesine kayıt olup, haftalık e-posta bültenine üye olup, hangi oyunu istediğinizi seçmek. Ardından oyununuzu Past Purchases kısmından hemen indirebilir, size özel seri numarasıyla aktive edebilirsiniz.
Posted
by Kabraxis
in
beleş,
müzik,
RPG
World of Goo'nun müziklerinin tamamen ücretsiz dağıtılması bir trend başlatmış olacak ki, efsanevi RPG the Spirit Engine 2'nin toplamda 3 saat kadar tutan müziklerinden 50 dakikalık bir "seçme" pakedi ücretsiz olarak dağıtılmaya başlandı. Eğer tSE2'nin müziklerini çok sevdiyseniz, üç saatlik albümün tamamını besteci Josh Whelchel'in sitesinden 16$'a alabilirsiniz.
işte o seçmeler.
Posted
by Kabraxis
in
2d,
beleş,
müzik,
sanat
Bağımsız oyun tarihinin en başarılı ama bir o kadar da değeri bilinmemiş bahtsız oyunu World of Goo'nun muhteşem müziklerinin bestecisi Kyle Gabler, oyunun müziklerini kendi sitesinden dağıtmaya başladı. World of Goo henüz gözden düşmemişken yapılan bu hareketin nedenini merak etmekle birlikte, ya satışları beklenenin çok altında kalan oyun için nafile bir reklam çabası olduğunu, ya da Kyle Gabler'ın sağlam bir Creative Commons'çu olduğunu düşünmeden edemiyoruz.
Şuradan: http://kylegabler.com/WorldOfGooSoundtrack/
(Yoğunluk yüzünden erişim mümkün olmayabilir. Zorlayınız biraz.)