hayatta kalma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayatta kalma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2011 Oyunları #12-13-14-15: Hepsi Birden

Kusura bakmayın, bir süredir boşladım buraları. Son birkaç gündür bilgisayar başına geçtiğimde Marvindie'ye yazacak pek vaktim olmadı. Ama şimdi biraz vaktim var ve bende yazamadığım günlerin yarattığı arayı kapatmak adına 4 oyun birden tanıtacağım bu yazıda.

12: Jamestown klasik bir shoot 'em up'tan çok daha fazlası. Oyunda 17 yüzyılda Mars bir İngiliz kolonisidir ama İspanya Mars üzerinde hak iddia eder ve savaş çıkar. Biz de bu savaşın ortasında kalırız. Oyun şu anda 4. Humble Indie Bundle ile satılıyor. Kaçmaz bence.




13: Viriax her yaptığı oyun eskinin arcade yıllarının en iyi örneklerinden sayılabilecek olan Locomalito'dan gelen yeni bir çeşit shoot 'em up. Oyunda bir virüs dünyayı kasıp kavurmakta ve bütün popülasyonu öldürmektedir. Biz ise bu virüs'ü yok etmek üzere tasarlanmış olan ilacı kontrol ederiz. Kan damarlarında dolaşıp aşağıdaki videoda da göreceğiniz şekilde virüslerin kafalarını patlatarak onları yok ediyoruz. Eskinin arcade oyunlarını seviyorsanız Locomalito'dan çıkacak her oyuna yapmanız gerektiği gibi Viriax'a da bir şans verin.



14: Frayed Knights Jay "Rampant Coyote" Barnes'ın uzun süredir çıkmasını beklediğimiz old school komedi rpgsi. Eskinin kendi gözümüzden zindanları dolaştığımız rpg oyunları tadında ve aynı zamanda yıllardır hem bilgisayar hem de masaüstü frp oyunları üzerine çevirdiğimiz geyiklerden uzak olmadığımız tarzda bir grup içi konuşma, tartışma, kavga ve bolca laf sokma vb. espirilerle örülü (mesela power word: defenestrate - pencereden fırlatma diye bir büyü var oyunda :)) bir oyun. Eski tarz Rpg'leri özlediyseniz ve birazda son zamanlarda çıkan karanlık rpg'lerden sıkılıp biraz eğlenceli bir rpg arıyorsanız tam size göre.



15: Luftrauser Vlaamber'den stilize pixel grafiklere sahip bir shooter oyunu. Uçağınızı etrafta uçurup dört bir yandan gelen düşman uçak ve gemilerine karşı savaşarak elinizden geldiğince uzun süre hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Anlatılacak çok birşeyi yok, basit ama çok eğlenceli bir oyun. Hemen sitesine gidip bu flash oyununu deneyebilirsiniz.


2011 Oyunları #7: GIRP


QWOP'un yaratıcısından yine aynı gariplikte, aynı zorlukta, aynı bağımlılık yaratıcılıkta ve yine aynı derecede eğlenceli bir oyun. GIRP'te yükselen sulardan kaçmak için bir dağa tırmanmaya çalışıyoruz. Tutunabileceğimiz deliklerin üzerindeki harfler rastgele beliriyor. Sırayla bu harflere basılı tutarak o deliklere doğru uzanıyoruz. Fakat deliğe tutunmaya devam etmek için harflere basmayı sürdürmemiz gerekiyor. Ayrıca biraz daha uzanmak için sol mouse tuşuna basıp uzanmaya çalıştığımız deliğe doğru kendimizi itebiliyoruz. Amaç tahmin edebileceğiniz gibi en uzağa tırmanmaya çalışmak. Kendi adıma QWOP'tan çok daha kolay oynanabilir buldum, eh haliyle QWOP'ta iki adım atamamış biriyim. QWOP'tan biraz daha az komik ama ondan çok daha bağımlılık yaratıcı diyebilirim.

UnReal World

Bugün şanslıyım. Saatler önce son yiyeceğimde tükenmişti ve eve eli boş dönmekten korkuyordum. Sonra o izlere rastladım. Vahşi bir kedininkilere benziyordu ama beğenmeme lüksüm yoktu. Hızla izleri takip etmeye başladım. Kısa süre sonra avımı gördüm. Sakin sakin ilerliyordu ormanda. Anlaşılan daha benim farkıma varmamıştı. Tanrılar bugün benim yanımdaydı anlaşılan çünkü rüzgar bana doğru esiyor ve bu sayede kokumun avıma ulaşmasını engelliyordu yoksa aç kalacaktım. Tanrılara bu av için şükranlarımı sunan sessiz bi dua mırıldandım ve mızrağımı kararlılıkla kavradım. Olabildiğince sessizce avıma doğru yaklaştım ve BAM! Bütün gücümle mızrağımı sapladım. Çevik vaşak neredeyse mızrağımdan kurtuluyordu ama mızrağımı saplayamasamda bacağında derin bir kesik açmayı başarmıştım. Yaralı bacağı ile kaçamayacağını anlayan hayvan son şans olarak üzerime doğru atladı. Hızla geri çekilmem sayesinde o keskin pençeler kolumda sadece ufak bir kesik açabildi. Artık bu işi bitirmem gerekiyordu ve olanca hızımla mızrağımı vaşağa sapladım. Avım yerde yatarken aceleyle yarama pansuman yapmaya giriştim. Bir an evvel hayvanın derisini yüzmeli ve eti kurutmalıydım. Ayrıca hava kararmadan kendime bir kamp hazırlamalıydım. Kışta yaklaşıyordu ama artık yiyecek birşeyler bulduğuma göre önümüzdeki birkaç gün evin inşaatı ile ilgilenebilirdim artık rahat rahat.

Yukarıda yazdıklarım aşağı yukarı sıradan bir oyun seansı Unreal World için. Zindanlarda koşturduğumuz diğer roguelike'ların aksine Unreal World Finlandiya'nın Demir Çağı dönemlerinde geçiyor. Oyunda Finlandiya'nın bu vahşi doğal ortamında hayatta kalmaya çalışıyoruz. Hayatta kalmak için yemeli, içmeli ve dinlenmelisiniz. Bunun için avlanmalı, kendinize bir barınak inşaa etmeli, çeşitli araçlar yapıp belki de diğer insanlarla ticaret yapmalısınız.

Canavar kesip level atlamaktan sıkıldıysanız, fantastik yaratıklarla uğraşmak istemiyorsanız ama yine de tarihi birşeyler oynamak istiyorsanız, farklı bir rpg arıyorsanız ya da en azından rpg oyunlarını seviyorsanız hepinize gönül rahatlığı ile önerebileceğim bir oyun Unreal World. Hemen gidip demosuna bir göz atın bence. Demo'da 7 oyun günü boyunca oynayabiliyorsunuz, 7. günün sonunda karakteriniz elim bir kazaya kurban gidiyor. Oyunu beğenirseniz satın almak için 3 farklı seçeneğiniz var. Ya $3 ödeyerek sadece o an ki sürümü alabiliyorsunuz. $9'a oyunun o an ki versiyonu ve o versiyonda yapılan bütün ufak update versiyonlarına sahip oluyorsunuz. Ve eğer $55 verirseniz oyunun çıkacak bütün versiyonlarına sahip oluyorsunuz.