Dwarf Fortress

Öncelikle tembelliğimden dolayı sizden özür dilememe izin verin. Çünkü şu an size tanıtmakta olduğum oyun 2008'in belkide en iyi indie oyunuydu. En azından en çok konuşulan oyunu olduğu kesin.

Dwarf Fortress ilginç bir oyun. Klasik bir roguelike olarak doğan oyun zamanla klasik rl modunu (oyundaki ismi adventure) koruyup, çok ilginç bir oynanış sunan fortress modunu edinmiş. Zaten oyunu bu kadar popülerleştirende bu modu. Fortress modunda oyun size 6 ader cücenin kontrolünü veriyor ve bu cüceler ile yabanlıkta sıfırdan bir cüce şehri kurmaya başlıyorsunuz. Ufak bir kamp kurarak başladığınız oyunda eğer başarabilirseniz muhteşem bir şehir sahibi olana kadar ilerleyebiliyorsunuz. Yapabileceklerinizin bir sınırı yok. İster yeraltına doğru kazarak ilerleyin, isterseniz şehrinizi sadece yerüstüne kurun. İsterseniz ikisini de yapın. Madencilik, odunculuk, çeşitli zanaatler( demircilik, marangozluk, ahçılık, içki üretimi vs.), tarım, hayvanlıcık, avcılık, balıkçılık ve askerlik gibi birçok konuyla uğraşabiliyor cüceleriniz oyunda. Ama tehlikeli ve zor bir dünya Dwarf Fortress'ın size sunduğu.

Oyunun oynanışı Sims'i hatırlatıyor. Tabi grafikler ascii ama yine de tıpkı Sims'teki gibi karakterlerimizi direk kontrol etmiyoruz. Onlara yapmaları için işler veriyoruz ve onlar kendi istek ve becerilerine göre verilen işlerden birini yapmaya gidiyorlar. Ama morali bozuk bir cücemiz verilen işleri yapmak istemeyebiliyor. Evet, Sims'e benzetmemin bir sebebi de bu. Oyunda bir yandan şehrinizi büyütürken bir yandan da cücelerinizi memnun etmeniz gerekiyor. Kendilerine ait bi oda, çalışacak uygun bir yer, boş zaman, temizlik (haşereler büyük sorun :)), yemek ve güzel içki istiyor cüceleriniz.

Oyunun geçtiği dünya her seferinde baştan rastgele yaratılıyor. Ama çok gelişmiş bir sistemi var oyunun. Bu sayede inanılmaz detaylı dünyalar yaratılıyor. Bu dünyalarda size saldıracak goblinler yada ejderhalar olabileceği gibi sizinle ticaret yapacak insan ve elfler de bulunabiliyor. Dediğim gibi oyunun rastgele içerik geliştirme sistemi çok gelişmiş. Aynı zamanda yapay zeka da çok ilginç şeyler yapabiliyor. Öyle ki siz oyuna devam ettikçe başınıza öyle ilginç şeyler gelmeye başlıyor ki çoğu senarist akıl bile edemez. Oyun hiç hikayesi olmadan ve tamamen rastgele yaratılmış dünya ve karakterlerle başlasa bile zamanla kendi hikayesini oluşturuyor. Örnek görmek isterseniz şu blog'a bakabilirsiniz. Dwarf Fortress Wiki'sinde daha başkaları da var.

Oyunun kötü yanları yok değil. İlk göze çarpan özelliği ascii grafikleri. Bu özellik çoğu oyuncuyu itebilir. Ama biraz dayanırsanız alışabiliyor, hatta sevmeye başlayabiliyorsunuz. Ben alışamam diyenler için sizi seven biri çok güzel bir tileset hazırlamış, sayesinde daha anlaşılabilir grafiklerle oyunu oynayabiliyorsunuz. Diğer sorun ise oyunun roguelike kökeninden geliyor. RL'ler çok zor oyunlardır. Ölmenin binlerce farklı yolu vardır bu oyunlarda, sadece yeterince sabrı olanlar dayanabilir bu oyunlara. Dwarf Fortress'ta pek farklı sayılmaz. Oyun ilk olarak çok şey içerdiği için hepsini öğrenmesi oldukça zaman alıyor. Sandbox denilen sizi tamamen serbest bırakan bir oynanışı var oyunun. Bu yeni başlayan birini ne yapacağını bilemez bir şekilde bırakıyor. Size tavsiyem oyunun wiki'sine gitmeniz ve başlangıç rehberlerini (birden fazla var :)) okumanız. Oyun hakkında birşeyler bilerek başladığınızda bile oyun zor ama öğrendikçe aşılamayacak bir zorluk değil. Ayrıca DF'de dedikleri gibi "Dying is fun!" :).

Oyun Windows ve Mac platformlarında çalışıyor, ücretsiz bir oyun. Ama geliştirici Bay12 Games oyuncuların bağışları ile hayatta kalan bir firma, eğer oyunu sevdiyseniz ve imkanınız varsa bağış yapmayı es geçmeyin. Ana bağış yöntemi paypal olsa da farklı yöntemlerde sunmuşlar.

Yorumlar